4 Ağustos 2011 Perşembe

Aşk Acısı Tatlı Kalır Yanında



Canım acıyor ve bu acıyı tarif edememek daha da acı...

Aşk acısı tatlı kalır yanında.

Bıçak tenime değmeden derin bir yara açmış sanki kalbimin tam ortasına.
Görünmeyen bir yara.
Hiç durmayan bir kanama.

Çıkar durmak bilmeyen kırmızı sıvı dışarıya.
Metalin soğukluğunu hissetmeden,
Kan dışarıya akmadan,
Vücudun ısısının azalması gibi, soğuk terler boşalır o minicik gözeneklerinden.
Etkidir ya bu.
Kalbin deşilmeden, ritmi normalken olması garip...

Rahatlamayla karışık bir ağırlık...
Uykusuzluğun verdiği değişik haller ve onlardan kurtulmaya çalışan bir bilinç.
Bilincin altındakilerle üstündekiler arasındaki savaş.
Uyuşuk bir beden...

Uyuşuk?

Beden?

Aslında uyuşuk sandığın bedenin değil beynin.
Uyutulmuş ninniler söylenmiş.
Hem gece uyumuş hem de gündüz bedenin.
Hiç sorma bana! “nerede gözlerim”?
Uyuşukluğa inat acıya inat çıkart şu içindeki sen olmayan sana dayatılmış seni.

Alakasız gibi görünen bin bir konu!
Aslında bariz belli her şey gör artık onu.
Karışmış bir yumak ip gibi,
Çözmek olduğu kadar da zevkli...

Çalıştır şu beyni, düşün.
Düşün ve mutlu ol.
Dinsin acın.
Kapansın yaran.
İşe yarar bir şey yap benim için,
Senin için,
Onun için,
Bizim için,

Aklın dolu ve karışık...
Ama gözlerin de var parlayan muhteşem bir ışık.
Söndürme seni.
Söndürme beni
Söndürme herkesi.
Dene bir kere  
Yeter tükettin be!
Bitirme soruları, sor daha zorlarını.

 İsmailAKSOY
  04.08.2011

1 yorum:

  1. İşte bu güzel..
    "Uyuşukluğa inat, acıya inat, çıkart şu içindeki sen olmayan sana dayatılmış seni"

    YanıtlaSil