— Neden?
— Bilmem
— Saçmalama! Emin ol vardır bir neden.
— ...
— Sıkıldım?
— Neden?
— Bilmem.
— ...
— Bakma bana öyle gerçekten bulamıyorum bir neden.
— Saçma...
— Biliyorum...
— Hayret.
— ...
— Sessizlik ne kadar güzel bir şey değil mi?
— Bilmem...
— Yok artık!
— Şaka şaka... Evet, bende severim sessizliği.
— ...
— Sessizlik çoğu insana ya ölümü ya da huzuru hatırlatır dimi?
— Muhtemelen...
— ilginç değil mi sence? Yani insanlar ölümden korkarlar... Yani sessizlikten de korkanlar vardır o halde.
— Sadece sessizlik kavramını düşündüğüm zaman o kadar da korkutucu gelmez bana.
— Nasıl yani?
— Korku değince aklına hangi renk geliyor?
— Siyah... Kırmızı da olabilir. Kanı hatırlatıyor bana.
— Siyahla kırmızıdan da korkuyor musun o halde?
— Sessizlik, siyah ve kırmızı... Evet, düşününce ürkütücü geliyor...
— Ha ha...
— Ne oldu sen ne düşünüyorsun sence de korkutucu değil mi?
— Baktığın açıya bağlı... Ve birleştirdiğin pazıl parçalarına da aynı zamanda.
— Yapboz parçası? !
— Yani bir benzetme sadece.
— Kafamı iyice karıştırdın...
— Yani diyorum ki sessizlik sana ölümü ve veya huzuru anımsatıyorsa... sessizliğin yanına koyduğun yapboz parçaları seni götürüyor aslında o düşünceye.
— Doğru!
— Kırmızı sana kanı hatırlatabilir... Ama aynı zamanda aşk ve seksi de hatırlatmıyor mu?
— Doğru!
— Yani yapboz parçaları nasıl dizilirse sen öyle düşünürsün...
— Haklısın galiba.
— Ve o yapboz parçalarını birleştirmek de senin elinde.
— ...
— Hatta o yapboz parçaları sayesinde şu an ki durumundasın... Unutma tek başına hiç bir şey anlamlı değildir hayatta... İnsanlar o yüzden beraber yaşamaya mahkûmlardır. Ve beraber yaşamaya alışamayan insanlar da kendilerini kötü hisseder. Peki, kötü olan nedir?
— Nedir?
— Sana soruyorum nedir?
— Bilmem. Hiç düşünmedim.
— Hah, hiç şaşırmadım. Ama şöyle söyleyeyim. Siyaha, kırmızıya, sessizliğe veya yalnızlığa ve bunun gibi kavramların hepsine insanoğlu anlamlar yüklemiş. Sana göre kötü olan diğerine göre iyi olabiliyorsa eğer... Bakış açımızı değiştirmek o kadar da zor bir şey olmamalı... Önemli olan her işte olduğu gibi istemek... Eğer sıkılmayı istemiyorsan sıkılmazsın. Emin ol. İnsanların verdikleri anlamlar değişkendir aynı insanların değişken olması gibi... Her insan bir diğerinden farklıdır. Yani önemli ola senin yüklediğin anlamlardır. Yoksa kültürel farklılıklar olmazdı. Dil farklılıkları hiç oluşmazdı. Ve dahası. Sen beyazın temiz olduğunu düşünürken diğer ülkelerdeki insanlar siyaha yorumlamış temizliliği. İki insanın arasında bile dağlar kadar fark olabiliyorken. Kavramlar sadece insanların uydurdukları şeylerse ve insanlar da hata yapabilme özelliklerine sahipse. Sen siyahtan korkarken diğeri sevgi besleyebiliyorsa... Her şey değişkendir.
— O yüzden kendi kavramlarına gerçekten inanabilirsen bilmediğini söylediğin şeylerin aslında kafanın içinde çokta derinlerde olmadığını anlayabilirsin.
— Haklısın galiba...
— Peki değişmeyen şey nedir? Ya da değiştiremeyeceğin tek şey?
— Bilmem demek istemezdim ama gerçekten bulamadım...
— Yazar.
— Nasıl yani?
— Bence bugünlük bu kadar yeter... Sonra yine devam ederiz.
— ... Bence de
— ...
— Hey adını sorabilir miyim?
— ...
— Şimdi daha iyi anlıyorum.
İsmailAksoy
09.08.2011/ 02.05

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder