1. Bölüm İçin; Randevu
Yabancılaşma
Gözlerini açtığında kapının dışındaydı artık. Tüm
konuşulanlar ve yaşananlar bir hayalden ibaretti sanki. Seri ve büyük adımlarla
yürüyordu… aynı kabuslarındaki gibi. Yaşadığı anın gerçek olduğu kanısına
buradan vardı, bir rüya görüyor olsaydı şimdiye kadar koşuyor olurdu. Emin
olabilmek için aynı tempoyla biraz daha yürüdü. İçindeki koşma arzusunu
söndürüp, şu yeni moda sigara çöp kutularından birine doğru fırlattı;
“söndürmeden atınız” yazan. Ciğerlerinde kalan son dumanı üflerken kaygılarını
tellendirmeye başladı. Handiyse sevinçliydi. Yürür-koşarken ceplerinden bir
şeylerin döküldüğünü fark etti, aldırmadı… Arkasına bakamıyordu bıraktığı korku
küllerini temizlemek niyetinde değildi. Bedeninin aksine yorgundu ruhu…
Buğulanmış bir gözlük camından farksızdı teni. İlk çatlak bacaklarından geldi,
kalbinden beklerken. Sonra sol ayak bileği çözüldü, aldırmadı. Nereye gittiğini
bilmese de bir yere yetişecekmiş gibi yürüyordu… Alışkanlık. Yollar yabancıydı.
İnsanlar boştu. İçinde bir şey ondan önde yürüyordu, mesafe hiç kapanacak gibi
değildi… İleriden yürüyen yandan baktı iyice hızlandı sonra yan kaldırıma geçip
durdu. Anlık sessizlik.
Ara tekrar açıldı hiç kapanmamak üzere. İçinde yoktu artık.
Geride kalan neydi bilmiyordu. Yabancılaşma… Tanıdık bir şeyler aradı gözleri.
Buldu. Şehvet Vapuru veyahut Zevk Tüneli… Durdu, o an ruhsuz geldi tünel ve Şehvet
Vapuruna yol aldı. Son seferi yakaladı, on beş dakika erken. Oturdu.
Çantasından kadınları çıkardı, tek tek okumaya başladı. Bazısı bir kelimeydi, bazısına
kelimeler yetmiyordu. Kadınlar, Bukowski’nin kadınları… Vapur yanaştı, boşaldığı
gibi tekrar doldu. İşi bitti vapurun… Yaşananlar orada kalacaktı. En son indi,
ama en önce tepeye tırmanmaya başladı… Koşayürürken kuleye selam çaktı. Artık
tanıdıktı her şey. Daha rahattı. Tanıdık kalabalık. Tanıdık gürültüler. Tanıdık
güzellikler ve çirkinlikler. Zirveye vardı. Kaçmıyordu. Kaçmamalıydı. Kendisi
istemişti gerçeği… Ağır gelmiyordu artık. Etrafına baktı… Kalabalık. Kayıp kalabalık.
Çeşit çeşit anlam vardı orda. Daldı aralarına. Anlam bulmak için değil bu kez kaybolabilmek
için. Yolu iyi biliyordu. Önce unuttu bilinçlice. Temizlenince, çıktı içinden… ve bilgi pasajına girdi. Harf dostlarının yanına…
İsmail Aksoy
195224062014