17 Temmuz 2011 Pazar

Bir Sevgi Seyahati



Nasıl başlayacağımı, ne yazacağımı bilmiyorum, seninle ilgili herhangi bir konuda ne yapacağımı bilmediğim gibi, sadece yazmak geliyor içimden yazmak, yazmak, yazmak… Aynı sana olan sevgim gibi nasıl davranacağımı bilmeden aciz bir şekilde sevmek, sevmek, sevmek…
Kendimi bazen Umut Treni’nin kaçak bir yolcusu gibi hissediyorum Hayal Dünyam’ da... Bir sonraki durakta tekme tokan kovulma korkusuyla yaşamak gibi işte…
Benim sandığım, Dünya’mın bana ait olmadığını öğrenip reel hayatın en ağır eziyetlerine dahi aldırmadan yola devam etmek… Her yeni durakta farklı yara almak, bezende topal ayakla kovulduğun trenin peşinden koşmak.
Yedi yirmi dört özlemle yaşamak, arzulamak. Her saniye bedenimin ve ruhumun seni istemesi... Hücrelerimin varlığınla yaşadığının farkına varıp onların ölümünü izlemeye göz yummak.
Bedenim ve ruhumun yasam mücadelesi verdiği anda en aciz ve en kolay yolu, ölümü sayıkladığını duymak. Kovulduğum trenin raylarına atlamayı ya da kimsenin olmadığı kuytu ve karanlık bir yerde sevgiliye olan açlıktan ölmesini beklemek. Bu bekleyiş sırasında ağlayan kalbimin bedenimi ve ruhumu beslemesini ve hayalimdeki Dünya’ma sahip olmak için haykırarak beni diriltmesini izlemek.
Hücrelerinin hücrelerime nüfus etmesini, zıt kavramının çekimiyle birleşmeyi, farklı sözcüğünün o korkutucu anlamını duygularımızla değiştirebilmeyi isteyip ve nihayetinde en derin uçurumları yok sayma içgüdüsüyle seninle olmak. Benim sandığım hayal dünyamın prensi olmak... Ama birde prensliği hak ettiğime inandığım anlar da eşsiz prensesin büyüsüne kapılıp aptallaşmak ve aciz bir bekleyişin içine girerek en zirvedeyken yerin dibini boylamak. Yahut ortada çıplak savunmasız bir bebek gibi birisinin kucağına almasını beklemek... Kendimi güçlü gösteren tüm duygu perdelerimin teker teker koptuğunu duyumsamak...
Lakin tüm olumsuzluklara rağmen, seninle Umut Tren’inin sonsuz sevgi seyahati boyunca aşkın tanımını yeniden yazmayı istemek…

İsmailAKSOY
09.09.09/02:09  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder