28 Kasım 2011 Pazartesi

Saçmalama



Kaybettim birkaç saatliğine en başarılı olduğum yeteneklerimden birisini.
Saçmalayamadım.
Ne büyük bir acizliktir elindekini kaybetmek.
Yok canım o kadar da saçmalamamışım.
Bak işte yastığımın altındaymış.
O halde saçmalayalım ki 
Ciddilik anlam kazansın.

11 Kasım 2011 Cuma

Sizi Terk Ediyorum



Bir şarapçının sözleriyle bu kadar mutlu olabileceğini hiç hayal etmemişti.
“Bana para verir misin şarap alacağım, ben şarapçıyım” dedi, soğukta prova alan gençlere.
Konsantrasyonları bozulmamıştı.
Diğer insanların yanlarından geçerkenki bakışları yoktu şarapçının yüzünde.
Ve rahatsız etmemişti gençleri onun bu davranışı.
Samimiydi şarapçı.
Gençler verdiler ceplerinden çıkan ilk bozuk paraları.
Derken konuşmaya devam ettiler.
Şarapçıyla geçen komik muhabbetin üzerine sarıldılar bile.
Tabi içki kokusu ve üzerinin pisliği ilk önce itici gelsede sarılırken samimiydiler.
Bir şarapçının sözleriyle bu kadar mutlu olabileceğini hiç hayal etmemişti.
Ve “Sizi terk ediyorum” dedi şarapçı.
Ekleyerek;
Beni sevmeyin evlatlar,
Ama ben sizi çok sevdim.
Siz beni sevmeyin çocuklar.
Sizi terk ediyorum.
Dedi ve gözden kayboldu Şarapçı.

İsmailAKSOY

1 Kasım 2011 Salı

Huzurlu Geceye Günaydın Dedi

 
Yorgun geçen bir günün ardından, huzurlu geceye “Günaydın” dedi.
Yorgun günden arta kalan tek problem bacaklarıydı.
Diz kapaklarında çekiçler dans ediyor, sanki içten içe çatlıyorlardı.
Kaval kemikleri dört dörtlük ritimde tok bir do zonkluyordu.
Ayaklarının altındaki anlamsız ağrıyı artık ayaklarının üzerinde daha sağlam durabilmesine bağlıyordu.
Daha sert basıyordu yere.
Hiç olmadığı kadar dikti bedeni.
Soğuktan tutulan boynunu her sağa sola çevirdiğinde çıkan çat çut sesleri umurunda değildi artık. Zevk bile almaya başlamıştı.
 Çayını yudumlarken aldığı hazzın tarifi yoktu.
İşe yaramışlığın verdiği gururla içti.
Farkına varmıştı bugün yine birçok şeyin.
Farkına varmıştı güzelliklerinin.
Farkına varmıştı hatalarının.
Ne kadar acı çekse de daha sert basmalıydı yere patlayacak olsa da diz kapakları.
Ve
Yorgun geçen bir günün ardından, huzurlu geceye “Günaydın” dedi.
Belki de uzun zamandır yeni uyanmıştı uykusundan.
Anladı onu gece.
Ve hiç yadırgamadı.
Geceye yakışır bir şekilde karşıladı.
Soğuk, karanlık ve yalnız...
Konuşacak çok şeyleri vardı.
Fakat yorgun günden arta kalan tek problem bacaklarıydı.
Gülümsedi gece.
Düşünecek çok şeyleri vardı.
Ama bizimki birden derin bir uykuya daldı.
Gece de gününün aydın olamayacağını anladı.

İsmailAKSOY
(02.11.11/00.16)