Yorgun geçen bir günün ardından,
huzurlu geceye “Günaydın” dedi.
Yorgun günden arta kalan tek
problem bacaklarıydı.
Diz kapaklarında çekiçler dans
ediyor, sanki içten içe çatlıyorlardı.
Kaval kemikleri dört dörtlük ritimde tok bir do zonkluyordu.
Ayaklarının altındaki anlamsız
ağrıyı artık ayaklarının üzerinde daha sağlam durabilmesine bağlıyordu.
Daha sert basıyordu yere.
Hiç olmadığı kadar dikti bedeni.
Soğuktan tutulan boynunu her sağa
sola çevirdiğinde çıkan çat çut sesleri umurunda değildi artık. Zevk bile
almaya başlamıştı.
Çayını yudumlarken aldığı hazzın tarifi yoktu.
İşe yaramışlığın verdiği gururla
içti.
Farkına varmıştı bugün yine
birçok şeyin.
Farkına varmıştı güzelliklerinin.
Farkına varmıştı hatalarının.
Ne kadar acı çekse de daha sert
basmalıydı yere patlayacak olsa da diz kapakları.
Ve
Yorgun geçen bir günün ardından,
huzurlu geceye “Günaydın” dedi.
Belki de uzun zamandır yeni
uyanmıştı uykusundan.
Anladı onu gece.
Ve hiç yadırgamadı.
Geceye yakışır bir şekilde
karşıladı.
Soğuk, karanlık ve yalnız...
Konuşacak çok şeyleri vardı.
Fakat yorgun günden arta kalan
tek problem bacaklarıydı.
Gülümsedi gece.
Düşünecek çok şeyleri vardı.
Ama bizimki birden derin bir
uykuya daldı.
İsmailAKSOY
(02.11.11/00.16)

Suan da tam bunu yasiyorum sanki 2 yil once degil de suan da ben yazmisim gibi..gunaydin diyorum geceye daha saglam bastigimi hissediyorum tabanlarimin agrisinda...
YanıtlaSil