İsmail AKSOY (2252311012)
31 Ekim 2012 Çarşamba
Bırak Beynini Köşene
Bırak beynini köşene. Aptalı oyna. Şaşı olsun gözlerin burnunun ucuna bakmaktan. Dokunma yakarlar seni. Tadına bakmak istersen kusmayı göze almalısın. Dayanabilirsen kokla ama tadını da alırsın. Sadece duy. Duy ama duyduğunu söyleme. Anla, aptalı oyna... Şşşş! Dikkat et! Ses uyanmasın. Yalnızlık ayıkmasın.
İsmail AKSOY (2252311012)
İsmail AKSOY (2252311012)
25 Eylül 2012 Salı
Yıldızlar Arasında ki Notlar - İnsan hafızalı
İnsan Hafızalı
“Balık hafızalı” diyerek yıllarca dalga geçtik birbirimizle. (Balıkların hafızalarının düşündüğümüz kadar kısa olmadığı, bilimsel araştırmalarla kanıtlanmasına rağmen.) Dalga geçme eylemine karşı değilim lakin “balık hafızalı” ithamıyla ilgili biraz problem yaşıyor olabilirim. Kavramlara vb. değerler gibi insan uydurması şeylere inancını yitirmiş bir kimse olarak bazı dertlerimi dile getirebilmek için böyle bir giriş yapmayı uygun buldum.
Elimden gelse “Balık hafızalı” deyimini “Genel insan hafızalı” diye değiştirmek isterdim. Bu deyimi unuttuğumuz gün bunu öne süreceğime söz veriyorum.
Bazı bilgiler işimize yarayacağı vakit her ne oluyorsa ortadan bir anda kaybolur. Bu olay, beynimizin bize oynadığı çok güzel bir oyundur. Unutkanlıklarla hayatımızın her yerinde karşılaşabiliriz (karşılaşmışsınızdır).
*Unutmak, insanlara özgü doğal bir eylemdir.* Hafızanızı biraz zorlayıp hiç değilse yıldızlar arasındaki şu notu yazımın sonuna kadar unutmamanızı rica ediyorum. Bunu başarabilirsek bir şeyleri değiştirebiliriz (geliştirebilir).
15 Eylül 2012 Cumartesi
İmkansızı beklemek
Herkesin aynı görüşleri kabul etmesini “beklemek” ahmaklıktır...
Ortak görüşlerin objektif bir şekilde hayata geçirilebilmesinin “imkânsız”lığı kadar...
Eşitlik vb. hayaller ancak cennette geçerlidir.
Ben cennete inanıyorum.
Ama bu dünyadan da vazgeçmiş değilim.
O yüzden ahmaklar gibi “beklemek” bana yakışmaz!
“İmkansız”lığın uğruna ölecek bile olsam.
İsmailASKOY (05.30.15.09.12)
(Bir su
perisinin kulağıma fısıldadıklarıyla)
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Her Şey Bitmiş Değil
“Her şey bitmiş değil.” diyorsun
ya bazen...
Biten çoktan bitmiş oluyor şahsen.
İstediğin kadar, üzül, ağla, parçala kendini...
Gidenler çoktan gitmiş, kaybedilenler çoktan kaybedilmemiş mi?
Eee, o halde bu neyin tiribi?
Niye ilgi çekmeye çalışıyorsun ki şimdi?
Hadi kalk o zaman!
Uyan gaflet uykusundan.
Şimdi sana verilen bu günü hakkıyla kullan!
İstediğin kadar, üzül, ağla, parçala kendini...
Gidenler çoktan gitmiş, kaybedilenler çoktan kaybedilmemiş mi?
Eee, o halde bu neyin tiribi?
Niye ilgi çekmeye çalışıyorsun ki şimdi?
Hadi kalk o zaman!
Uyan gaflet uykusundan.
Şimdi sana verilen bu günü hakkıyla kullan!
“Her şey bitmiş değil.” diyorsun ya bazen...
Unutma, her bitiş bir başlangıç zaten.
Unutma, her bitiş bir başlangıç zaten.
İsmail
AKSOY
(0150040812)
(0150040812)
11 Temmuz 2012 Çarşamba
Beklemekteyim
...Oysa ki gözlerine ilk baktığımda ne kadar da
masumdun. Bugün seni düşündüğümde zihnim erimekte... Uzaktaki meleğin yakınında
şimdi; cehennemi görebiliyorum. En büyük şeytanla sevişebilmek için bir çok
beden bitirmekteyim. Anılarımı kül etmeden yakmayı başaracağım bir gün. Ve
nihayet sen...
Az kaldı biliyorum, yüzünü hiç görmediğim şeytan,
kokusunu hiç tatmadığım melek...
Beklemekteyim.
Sabrımla oluşacak bedene girmene az kaldı biliyorum.
Mümkün olduğu kadar temiz kaldım bu dünyada.
Bedenim tozlu ama ruhum temiz. Silkele bedenimi
uçuşsun tozlarım. Kendi parçalarını bulabilirsin bende. Hep onlarla beslendim.
Benim için nasıl hazırlandıysan ben de öyle hazırlandım.
Şimdi anlıyorum o gözlerden neden kopamadığımı...
Neden hep aynı gözleri aradığımı ve bir türlü bulamadığımı... Hiç görmediği
gözleri nasıl bulabilir ki insan? Buldum sandıklarım sadece senin bir yansıman.
Geliyorsun biliyorum... Bu kez parça parça değil toptan geliyorsun. Ben sabırla
beklerim, yeter ki sen gel gaipten gelen sevgili... İsmailAKSOY<0034120712>
25 Nisan 2012 Çarşamba
Ne Güzellikler Gördüm
Ne güzellikler gördüm şu dünyada güzelliklerinden bir
haberler.
Ne yazık ki güzelleşmek için yaptıklarıyla da
çirkinleşiyorlar, güzelliği başka insanlarda ararlarken.
Üzülmemek elde değil, benliklerini bir kenara bırakarak daha
güzel olacaklarını sanan bu güzellikleri gördükçe...
Hâlbuki sen kayboldukça ben de kaybolurum.
Ben seni sana getirsem sen kendini beğenmezsin.
Hâlbuki beğenmediğin şey kendin değil maskelerindir.
Ben seni sana anlatsam ne yazar. Sen kendini dinlemedikçe...
Bak hadi gözlerine. Gözlerini hiçbir maskeyle kapatamazsın
görmeyi unutmadıysan eğer. Asıl güzelliğini görebiliyorum. Hadi ver maskelerini
yakalım, yakalım ve ısınalım bu gece.
İsmalAKSOY
(26.04.2012/02.35)
6 Nisan 2012 Cuma
26 Mart 2012 Pazartesi
Ruhumun kaynama noktası
Ruhumun kaynama noktası kaç? Acının ateşiyle
ısınırken ne zaman kaynayacak? Yavaş yavaş buharlaşmak yetmiyor artık. Ey dünya
arttır acının derecesini ben sıcağı severim, pişmek isterim.
İsmailAKSOY
(27.03.2012/02.10)
13 Şubat 2012 Pazartesi
Köle
Ruhunu, bedeninin kölesi yapan isyanlarla dolu
kalbinin şikâyet kutusu... O halde yak, zevk suyu damlatılmış mürekkeple yazılan
mektupları.
İsmailAKSOY
(14.02.12/01:33)
5 Şubat 2012 Pazar
Küçük İnsanların Büyük Dünyası
Büyük
sözler ve davranışlar, küçük insanlara yakışmayan bir harekettir! Söylediklerinle
büyüdüğünü sanma, davranışlarınla yükselmeye başla. Öyle bir yaşa ki; sözlerin
ve davranışların, ezilsin büyüklüğünün karşısında.
İsmailAKSOY
(16.10.2011)
4 Şubat 2012 Cumartesi
En Büyük Kararım Sükûnetim
Bağırmak
çaresizlikse... Küfretmek cahillikse... Bağırarak küfretmeyeceğim. Sessizliğin
çığlıklarına bırakacağım çaresizliği. Öfkenin ateşinde yakacağım cahilliği.
Gerekirse korsun yüreğim, yansın ellerim. Bu gece en büyük kararım sükûnetim.
Böylelikle biraz kendimi dinlerim.
(05.02.12/01.43)
28 Ocak 2012 Cumartesi
İsyansız Gözyaşı
Sakin
bir ruh halindeyken yağmurda yürümeyi severim. Yağmur da bana uyum sağlıyorsa
eğer değmeyin keyfime. Yağmur taneleri yüzümü okşar ruhumun isyansız gözyaşları
gibi. Kızmam yağmura üzerime yağdığı için. Vazifesini yerine getirir. Ben orada
olmasaydım da yağacaktı zaten. O benim üzerime yağmadı, ben onun yoluna çıktım.
Severim yağmuru dökemediğim gözyaşlarım gibidir.
İsmailAKSOY
(29.01.12/00.05)
İsmailAKSOY
(29.01.12/00.05)
27 Ocak 2012 Cuma
Öğrenilmiş Çaresizlik İşte
![]() |
Öğrenilmiş
çaresizlik işte... Öğrendin mi hemen bırakamazsın öyle. Nasıl öğrendiğimi
bilmediğim için değil mi bu “miş” eki? Çaresiz bir şekilde öğrendiysem eğer
çaresizliği, çaresiz bir şekilde unutabilirim ancak. Öyle ya da böyle
öğretilmiş arkadaş bu çaresizlik bize. Zamanla sevmişiz de... Ama çaktırmadan
sevmişiz. İstemem ama yan cebime koy misali... Haliyle koydu mu da tam
koyuyor yani.
İsmailAKSOY
(28.01.2012/01:21)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

